Mübeccel B. Kıray “Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası (1964)” Kuramsal Boyutları


Mübeccel B. Kıray
Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası (1964)”
Kuramsal Boyutları
Hazırlayan
Ramazan Kaya

Ocak 2009

İçindekiler

Giriş
Mübeccel Belik Kıray
Ereğli Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası” (1964):
Kıray’da Yapı:
Kıray’da Sosyal-Kültürel Değişme Kavramı:
Kıray’da Tampon Kurum Kavramı:
Sonuç
Kaynaklar
Giriş:
Türkiye’de toplum bilim araştırmalarının gelişiminde 60′lı yılların özetini Gönül İçli şu şekilde aktarmaktadır. “Kongar, 1960 lı yılların ardından ampirik araştırmacı bir aşamaya geçildiğini, pozitivist düşünceye dayalı olarak kuramsal çalışmaların yanında anlamlı saha çalışmalarına yönelme olduğunu belirtmiştir.1 Buna karşılık Ergun, 1960 sonrası Türk sosyolojisinin aşırı ampirik, dar, deneyci ve davranışçı araştırma tekniklerini kullanan bir sosyoloji olduğu ve daha geniş kapsamlı ve bilimsel bir yöntem anlayışına geçilmekte olduğunu ifade etmiştir.2 Kıray toplumun köklü sosyal yapı değişiklikleri geçirdikten sonra sistematik ve olgulara dayalı bilgilerin değer kazandığını, araştırmaya olan talebin arttığını, kaynakların çoğaldığını, alt dallarda farklılaşmış eğitim veren bölümlerin, yeni bölümlerin açıldığını belirtmektedir.3 Sosyal Bilimler Derneğinin 1960′lı yılların başında kurulmasının ardından dernek tarafından araştırmalar yapılmış, ulusal ve uluslar arası seminerler düzenlenmiştir. “Türkiye’de Sosyal Bilimlerin Gelişimi” semineri Sosyal Bilimler Derneği ve Nüfus Etüdleri Enstitüsü tarafından birlikte gerçekleştirilmiştir. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak bilgi birikimi de epeyce artmıştır. Dolayısıyla 1960′lı yılların sosyoloji açısından önemli bir aşama olduğu düşünülebilir (İçli 2001:31).”
Suna Başak ise 60′lı yılların arka plandaki kuramsal boyutları şöyle açıklamaktdır. “Kültür-medeniyet ikilemi esas olmak üzere, kuramsal yaklaşımlarda yer alan ikilemler çerçevesinden hareket eden Türk sosyologları yapısal işlevselci ve Marxist yaklaşımlardan hareketle modernleşme kuramlarını veya az gelişmişlik ve gelişme kuramlarını kullanarak ya da bu ikisinin sentezi çerçevesinde değişimi açıklamaya çalışırken, sosyo-kültürel yapıya ilişkin de önemli bilgiler sunmuşlardır. Bu konuda çalışma yapan sosyologlarımız arasında M. B. Kıray, B. Boran, N. Berkes, İ. Yasa, Ş. Mardin, B. Akşit, Ö. Ozankaya, E. Kongar, K. Boratav ilk akla gelenlerdir (Başak 2005: 36).” Başak’a göre bu kişilerden “B. Boran ve M. Belik Kıray ise tarihsel karşılaştırma yöntemlerinin yanı sıra nicel araştırma yöntemlerini de kullanarak daha küçük inceleme birimlerine yönelmişlerdir. Benimsedikleri kuramı realitede sınayarak doğrulama (pozitivistik bilim anlayışı) amacı onları hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerini birlikte kullanmaya sevk etmiştir (Başak 2005:36).”
Mübeccel Belik Kıray :
Emre Kongar’a göre; “Kıray’ın katkıları daha çok saha araştırmaları konusunda ortaya çıkar (Kongar 1982:446).” Kongar bunu şöyle açıklamaktadır. “Kıray’ın daha çok veri toplama ve bulgu çözümleme alanında, kuramsal alandan daha üretken olduğunu söyleyebiliriz. Genellikle kuramsal katkıları da. kuramsal düzeydeki çalışmalarına değil, görgül araştırmalarına dayanmaktadır. Bu yüzden de Kıray’ın getirdiği kuramsal yenilikler, üzerinde spekülasyon yapılmaya uygun olmaktan çok, yeni açılımlara temel oluşturan kavramlardır. Çünkü kökenlerinde başka kuramsal sayıltılar değil, toplumsal gerçeğin yadsınamaz özellikleri yatmaktadır (Kongar 1982:446).”
Kongar’a göre; “Bir başka açıdan Kıray’a bakıldığında, ilgi alanlarının daha çok orta boy sorunlar olduğu görülür. O, büyük boy irdelemelerin artık kuramsal açıdan çözüldüğü kanısındadır. Bunlara geri dönmek, insanlara yeni görüşler kazandırmaz. Uzun zaman dönemleri açısından insanlığın tarihi bir ölçüde bellidir. Sorun, kısa dönemli değişmeleri ve bunların dinamiğini yakalamaktır. Bu açıdan, uzun dönemli büyük boy kuramlar açısından oldukça ortodoks bir tutum takınır. Onun sorunu değildir bu. Çözülmüş bir sorundur uzun dönemli değişme dinamiği. Oysa bir insan ömrünü kapsayan zaman aralıklarında, yani orta boy modellerde daha gözlenecek çok gerçek, öğrenilecek çok değişken vardır. Bilimin çekiciliği, Kıray için burada yatar. Bu yüzden de orta boy modeller açısından, yadsıyıcı bir tutum içine girer (Kongar 1982: 465).”
N. Çelebi’ye göre M. B. Kıray Türk sosyolojisinde sosyolojik kuramların ulaşılamaz ve tehlikeli, alan araştırmasının bir saymacadan ibaret olduğu anlayışını yıkan kişidir. Kıray alana kuramsal donanımla çıkmasının yanısıra, olguları kavramsallaştırma ve kuram ile veriyi birleştirme, bulguları hem kuram içinde tartışmaya açma hem de kendi toplumumuzun yapı ve süreçlerini dikkate alarak yorumlama gibi çok önemli bir metodolojik ilkeyi hayata geçiren ilk sosyoloğumuz olmuştur (Çelebi 2001: 10 Akt. Başak 2005:42-3).”
Kongar, Mübeccel Kıray’ın kuramsal arka planını şöyle açıklamaktadır. “Kıray’a göre, bir toplum genellikle iki temel (ve birbirine ters) yaklaşım çerçevesinde incelenebilir. Bunlardan biri değerler sistemine dayalı yaklaşımdır. Kıray bu yaklaşımın kaynağı ve ustası olarak Weber’i görüyor. McCelland, Lerner gibi Amerikalı toplumbilimcilerin yaklaşımları, Kıray’a göre, hep Weber’den kaynaklanır (Kongar 1982:447).” Kongar’a göre “Kıray’ın bu görüşünün doğruluğu su götürmez. Türkiye’de de izleyicileri bulunduğunu söylediği bu yaklaşım, gerçekten, Weber’in «Kapitalist Ruh»una ve onun da gerisinde çok kazanmayı ve az yemeyi içeren «Protestan Ahlakı»na dayanmaktadır (Kongar 1982:447).”
Başak’a göre; “Kıray, sosyo-kültürel yapı ile ilgili çalışmalarında kurumları odak noktası olarak kabul etmiştir. Çalışmalarda, pozitivist gelenek içinde tek yönlü sebep-sonuç ilişkilerinin tespit edilmeye çalışıldığı görünmektedir. Ayrıca, din ile ilgili açıklamalarda, dinin aşama aşama kaybolacağı şeklindeki pozitivist düşünce açık şekilde görünmektedir. Kıray’ın kurumlar temelli sosyokültürel yapı anlayışı, daha sonraki pek çok sosyal bilimcimizde kendisini göstermiştir. M. B. Kıray yaptığı tüm araştırmalarda fonksiyonalist yaklaşıma sadık kalmıştır. Bu, Türk sosyolojisi bakımından özellikle kullanılan yaklaşımların gelenekselleşmesi açısından önemli bir aşamayı gösterir. Nitekim M. B. Kıray’ın fonksiyonalist yaklaşımı E. Kongar, S. Timur gibi araştırmacılar tarafından benimsenmiştir (Başak 2005: 44).”
Ereğli Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası” (1964):
Mübeccel Kıray (1964), Türkiye’de yapılan ilk kent araştırması olan ve 1962 yılı ile başlayan çalışmasında, günümüzde de oldukça tanınan, Ereğli’nin demir-çelik sanayi tesislerinin kente getireceği toplumsal değişim ve dönüşümü izlemektedir. Çalışmanın önsözünde “Türkiye, sosyolog ve antropologların araştırma listelerine, hemen hemen hiç girmemiş ülkelerden biridir (Kıray 1982:9).” demektedir. Ona göre aksine “Türkiye şehirlerinin en uygun lâboratuvar – toplum özelliklerini taşıdığı açık bir gerçektir (Kıray 1982:9).”
Kıray’da Yapı:
Başak, Kıray’da “yapı”yı şöyle anlatmaktadır; “Ereğli araştırmasında fonksiyonalist yaklaşımı kullanarak, sosyo-kültürel gerçekliğin fonksiyonel ilintiler düzeni içinde ele alınmasını önerir. Bu tutum, çatışmacı yaklaşım karşısında açıkça fonksiyonalist yaklaşımın tercihini göstermektedir. Kıray’ın araştırmalarında toplumsal yapı, dengeli bir bütün olarak düşünülür. Ereğli’nin toplumsal yapısının açıklanmasında sosyal düzensizlik ve bozuk sosyal fonksiyon terimleri yerine tampon kurumlar terimini önerir (Başak 2005: 43).”
Kıray toplumsal yapıyı şöyle ele almaktadır.
Her toplum : (a) ekolojik bir komünite, mekanda belirli bir yeri ve biçimi olan bir yerleşme şekli (b) kendine has özellikleri olan nüfus kompozisyonu, (c) belirli bir sosyal örgüt ve (d) bunlara bağlı bir değerler sistemi olarak ele alınabilir. Birbirine bağlı olan ve tabi olan bu dört büyük değişkenler grubunda izlenecek farklı derecelenme ve çeşitlenmeler de şöyle özetlenebilir: (a) ekolojik ilintilerin şekil ve hacmi (b) kurumların farklılaşma, ihtisaslaşma ve örgütlenme dereceleri (c) toplumda dışarıya açılma, dışarısı ile bağlantı kurma, bütünleşme şekli ve miktarı, (d) insan ilintilerinde herkesin birbirini tanıdığı şahsi yüz yüze temaslardan, anonim ve gayri şahsi rollere dayanan ilintilere geçiş derecesi (c) mahalli ve dini olma özelliklerinin kaybolma derecesi (1982a : 16-7).”
Başak’a göre “M.B.Kıray’ın toplumsal yapıyı incelerken ele aldığı yukarıdaki dört değişken somut toplumun derinlemesine katlarından en önemlileridir. Kıray’da toplumsal yapı kavramı düzen, dizge, bütün, oluş biçimi kavramlarını çağrıştırır (Başak 2005: 44).”
Başak’a göre;
Sosyolojiye giriş kitaplarının tamamında yapı olgusu makro ve kurumsal düzlemde inceleme konusu yapılmıştır. Türk sosyoloji literatüründe yapıyla ilgili çalışmalara dayanak noktası oluşturan, en çok atıf yapılan ve bu konuda ilk çalışma yapmış olmaları sebebiyle de önemli iki isim B. Boran ve M. B. Kıray’dır
B.Boran ve M.B. Kıray’ın yapı çalışmaları yaklaşımlarını oluşturan ideolojik arka plan, tartışılsa da, (bu aynı zamanda yaklaşımlarını oluşturan bakış açısı olmuştur) metodolojik değeri olan araştırmalardır. Her iki sosyoloğun çalışmasında makro boyutta yer alan kurumsal fonksiyonlar
önem taşımaktadır. … Çoğunlukla sosyal yapı zaman zaman da toplumsal yapı terimini birbirinin yerine kullanmışlar ancak çalışmalarında bizim kabul ettiğimiz anlamıyla toplumsal yapı analizi yapmışlardır. Yapısal çözümlemeleri özellikle fonksiyonalist ve Marxist kuramsal yaklaşımlar içinde ve makro boyutlu bir düzlemdedir. (Başak 2005: 37).”.
Kıray’da Sosyal-Kültürel Değişme Kavramı:
Kıray, feodal ve modern şehirleri tartışırken bu kavramların birer “kaba alet” olduğunu belirtir. Ona göre “Önemli olan, belirli yerlerde ve zamanlarda ne derecede ve biçimde bir değişme olduğunu bilmek ve olanak varsa bu noktalarda genelleştirmelere varmaktır (Kıray 1982: 15).”
Kongar, Kıray’ın evrimci düşüncesini şöyle açıklamaktadır. “Kıray, evrimci bir görüşle toplumların gelenekselden moderne, ya da feodalden moderne doğru geliştiğini belirleyen modellerin çizgisini izler. Fakat özellikle hızla değişen az gelişmiş bir ülkede, bütün bu modellerin belirlediği saf ve katışıksız tiplerin gözlenebilmelerinin artık olanaklı olmadığını belirtir (Kongar 1982:451).”
Kıray değişmeyi şöyle açıklamaktadır.
İster ilkel, ister feodal, ister modern temel yapıda ya da bunların değişim içindeki çeşitlenmeleri halinde olsun, her sosyal yapı, bu yapıyı meydana getiren sosyal kurumların, insan ilişkilerinin ve bunların karşılıklı etkileşmelerinden doğan sosyal değerlerin birbirlerini karşılıklı olarak etkiledikleri bir bütündür. Ve bu bütün her zaman aynı olmayan bir hız ve tempoyla değişir. Bu yapıyı meydana getiren öğelerin birbirlerine bağlı ve bağımlı oluşları da değişmenin rastgele olmamasına, alternatiflerin sınırlı kalmasına sebep olur. Böyle karşılıklı ilişkiler bütünü halinde oluş, aynı zamanda, sosyal yapının bir tarafının değişip diğer yönlerinin değişmeden kalmasına izin vermez. Değişik derecelerde de olsa sosyal yapı dediğimiz fonksiyonel bütünün her cephesi belirli yönlerde değişikliğe uğrar.4 Değişme, sosyal yapının her tarafında zincirleme reaksiyonlar şeklinde kendini gösterir. Onun için her toplum daima değişme halinde olmakla beraber, birbirine bağlı ve bağımlı kurumların, ilişkilerin ve değerlerin her zaman denge halinde kaldığı bir sistemdir. Değişme oluşumunda kurumların ya da değerlerin bir bütün içerisinde göreli yerleri, fonksiyonları ve bu fonksiyonların bütünün konfigürasyonunu belirleme rolü ve önemi değişir. Bu bakımdan iç değişme oluşumları her zaman denge koruma mekanizmaları halinde belirir(Kıray 1982:15-6).
Kıray’ın kuramsal yaklaşımında Malinowski’den aktardığı haliyle değişim kaçınılmazdır. Buna karşılık Emre Kongar, Kıray’ın düşüncesini şöyle değerlendirmektedir. “Kıray, olayı, temelinde teknolojinin yattığı bir “göreli denge durumu” olarak ele almaktadır. Bu yaklaşımın teknoloji-ideoloji dengesinin, ya da dengesizliğinin getirdiği değişme dinamiği bakımından sağlıklılığı açıktır (Kongar 1982: 453).”
    Kıray’da Tampon Kurum Kavramı:
Kıray’ın özgün olarak belirlediği kavramlardan biri de tampon mekanizma ya da tampon kurum kavramıdır (Kongar 1982: 458).” Kıray tampon mekanizmalar kavramını açıklarken denge ile değişim arasındaki ilişkiyi daha da açmakta değişim ile ilgili düşüncesini tamamlamaktadır. Buna göre;
Denge halini sürdüren, toplumdaki çeşitli kurum ve değerlerin birbirleri ile bağlantısını devam ettiren, değişmenin hızına ve yönüne bağımlı iki oluşum göze çarpar. Bu iki oluşum genellikle yapının daha çabuk değişen yönleri ile daha yavaş değişen yönleri arasında beliren açıklığın (lag) doldurulmasını temin eder. Ve dolayısıyla çözülmeyi (disorganization) ve bunalımı önler. Değişme çok yavaş olduğu zamanlar, sık sık eski düzene has kurum ve değerlerin yeni yapı içerisinde ya da yeni düzenin kurum ve değerlerinin eski yapı çerçevesinde anlamlar, fonksiyonlar kazandığı, yoruma uğradığı görülür. Göreli olarak daha hızlı ve daha kapsamlı değişme hallerinde, her iki temel yapıda da görünmeyen, fakat oluşum içerisinde beliren ve bütünleşmeyi sağlayan kurumlar ve ilişkiler ortaya çıkar ya da eski kurumlar yeni fonksiyonlar kazanır. Bu hal, sosyal yapının her kurumu, ilişkisi ya da bunlarla ilgili değerlerin hepsinin aynı anda ve aynı hızla değişip, aynı süre içerisinde yeni bir yapı haline gelmemesinden doğar. Değişmenin bunalımsız olmasını sağlayan, çözülmenin önüne geçen ve her iki sosyal yapıya da ait olmayan bu yeni beliren kurumlar, ilişkiler, değerler ve fonksiyonları biz «tampon mekanizmalar» terimi ile ifade ediyoruz. Bu «tampon mekanizmalar» sayesinde, sosyal yapının çeşitli yönleri birbiri ile bağlanır, fonksiyonel bütünün parçası olmayan taraflar kaybolur. Bu şekilde toplumun orta hızda bir değişme oluşumunda da göreli bir denge halinde kalması olanağı bulunur (Kıray 1982: 16-7).”
Kıray, bahsettiği tampon kurumların orta hızdaki değişimler için geçerli olmasını dipnotunda biraz daha açmaktadır.
Değişmenin çok daha hızlandığı zamanlarda, örneğin, diğer toplumlarla birden artan askeri, ekonomik, politik temaslar, grubun içinden ya da dışından gelen ânî radikal teknolojik değişiklikler veya sel, yangın, deprem gibi kritik olayların ortaya çıktığı durumlarda, tampon mekanizmaların doğması için gerekli vakit bulunamaz. O zaman toplumda var olan kurumlar, insan ilişkileri ve değerler sistemi vaziyeti düzene koymağa yetmediği için panikden ihtilâle kadar değişen sosyal olaylar ortaya çıkar. Sosyal hareketler (social movements) denen ve hızla belirii yönlerde kurumların, ilişkilerin, değerlerin kurulmasına, yerleşmesine çalışan faaliyetler ve hattâ ihtilâller de sosyal denge kurulması ile ilgili oluşumlardır. Bunlar, yukarıda sözünü ettiğimiz kurulmuş denge İçinde fonksiyon gören tampon mekanizmalardan farklıdır. Tam bir sosyal değişime teorisi içerisinde yer alması gereken ve Ereğli’de bugün müşahede edilen değişme ve şehirleşme oluşumu problemi ile doğrudan doğruya ilgili olmayan bu hızlı değişme analizi üzerinde bu araştırmamızda durmayacağız (Kıray 1982: 17).”
Kongar, Kırayın değişme hakkındaki düşüncesinin temel ilkelerini şöyle maddeler: “1. Toplumsal yapının öğeleri birbirlerine bağlı olduğu için, değişme rasgele olmaz. 2. Toplumsal yapının bazı öğelerinin değişmesi öteki öğeleri de etkiler. 3. Bir öğenin değişmesi tüm toplumsal yapıyı değiştirir. 4. Toplumsal yapının bütün öğeleri aynı hız ve miktarda değişmediği için, arada boşluklar olur. 5. Değişmenin meydana gelmesi, toplumsal yapının iç değişme oluşumları ile birlikte her zaman denge koruma mekanizmaları halinde belirir (Kongar 1982:451).”
Kongar, tampon kurumları şöyle açıklamaktadır. “Tampon kurumlar toplumsal değişmenin buhransız olmasını sağlarlar. Toplumsal çözülmenin önüne geçerler. Gerek yapı gerekse işlev bakımından, hem eski hem de yeni toplumsal yapı içindeki öğelerden farklı nitelikleri vardır. Bu kurumlar, toplumsal yapının çeşitli yönlerini birbirlerine bağlarlar. Bütünün bir parçası olarak, bütünleşmesi sağlanamayan yapı ve işlevler kaybolur. Bunların yerini tampon kurumlar doldurur. Böylece toplumun, orta hızda bir değişmede dengeli kalması sağlanır (Kongar 1982: 458).” Bununla birlikte Kongar bir başka yerde “Tampon kurum ve tampon mekanizma kavramları, aslında, orta boy çözümlemelerde klasik modellerin geçersizliği varsayımına dayalı irdelemelerdir (Kongar 1982:465).” demektedir. Yani Kongar’a göre Kıray, orta boy değişmelerin yapısını irdelerken aslında orta boy değişmelerin büyük boy değişmelerden farklı olarak ele alınması gerekliliğinin de altını çiziyordur.
Kıray’ın açıklık (lag) dediği kavram yapıdan çok sürece önem varen Ogburn’un cultural lag kavramıdır. Buna göre sistem unsurları hızla değişirken bir “kültürel boşluk” oluşur Tampon mekanizmalar bu boşluğu doldurmaktadır (Özbudun 2008). “Teknolojinin büyük bir hızla değişmesine karşılık ideolojiler son derece yavaş değişirler. Bu hız farkını yakalayan Ogburn, maddi kültür ile manevi kültür arasındaki değişmenin bir örnek olmayışından dolayı ortaya çıkan duruma kültür boşluğu diyor.” (Ogburn’dan aktaran Kongar, 1982:27) İşte toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında, değişme hızı ve niteliği farkından, pek çok sürtüşme ve uyumsuzluk, hatta Ogburn’un deyimiyle “boşluk”, ortaya çıkma eğilimi gösterir. Ortaya çıka:r da. Oysa biz biliyoruz ki her top lum her an bir değişme ve bir bütünlük durumundadır. Toplumların değişme durumlarında bile, geçici denge ve bütünlüklerini sağlayan mekanizma ve kurumlara “tampon kurumlar” ve “tampon mekanizmalar” denir (Kongar 1982:28).
Kıray, Ereğli’deki tampon mekanizmaları şöyle örneklemektedir. “Örneğin, tüccarlarla kredi ilişkisinde, oğul-baba çatışmasında, kız çocuğa güvenin artmasında, oğulların okutulması ve «adam olması» isteğinde, mutlaka bir ev sahibi olmak arzusunda kısaca sosyoekonomik düzende, aile içi ilişkilerde, tüketim tarzlarında eğitim düşkünlüklerinde, yani yeniden kurdukları düzenin en belirli en önemli kurum ve ilişkilerinde kişinin ve ailenin güvenliğinin sağlanması endişesi, isteği ve gayreti tekrar tekrar ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla bu güvenlik tampon mekanizmalarla
sağlanmaktadır (Kıray 1982:216-7).”
Kıray, Ereğli değişiminde; annenin tampon fonksiyonu (Kıray 1982: 113, 121, 122)”, “kahvenin tampon fonksiyonu (Kıray 1982: 42)”, “kız çocuğun tampon fonksiyonu (Kıray 1982: 112)”, “tüccarın tampon fonksiyonu (Kıray 1982: 71)”’ndan bahsetmektedir.
    Başak; “M. B. Kıray’da denge sağlayan tampon kurumlar kavramı toplumsal yapımızda bir çok olgunun açıklığa kavuşmasında önemli bir katkı sağlamıştır (Başak 2005: 44).” demektedir. Bunlar arasında; gecekonduların tampon mekanizma olarak ele alınması (Kıray 1982)(Ekan-Bağlı 2005) “Kadının aile içindeki geleneksel bakım rolü resmi işlere de taşınmaktadır (Kıray 1964 Akt. Adak 2003), diyen Kıray’ın yine kadınlar hakkında yaşlıların gayri resmi bakıcıları olmaları (Adak 2003), Ahmet Turhan Altıner’in köşe yazısında belirttiği üzere hemşehrilik olgusu, “aile”nin bir tampon kurum olarak incelenmesi (Kongar 1972) ve arabesk müziğin bir kültürel boşluk ya da tampon fonksiyonu (Kongar 2007) bizim ulaşabildiğimiz çalışmalar…
    Kıray, Ereğli çalışmasından sonraki yıllarda, göç olgusunda; gecekonduları tampon mekanizma olarak ele almaktadır. O’na göre “Türkiye gibi gelişmekte olan yada azgelişmiş ülkelerde, sanayileşmenin önünde seyreden kentleşme nedeniyle özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kentlere yoğun göçler yaşanmıştır ve kentler düzensiz bir şekilde büyümüştür. Kırdan kente göç eden birinci kuşak göçmenler, kentsel mekan içinde sınırlı sayıda bulunan arsa ve konutlara yerleşerek kent yaşamına adapte olmaya çalışmışlardır. İkinci kuşak göçmenler ise, kent içindeki arsa ve konut stokunun sınırlı olması veya kent içindeki mevcut konutlarda yaşamak için gerekli maddi imkana sahip olamamaları nedeniyle kent çeperinde boş buldukları araziler üzerine gecekondular inşa ederek yada inşa edilmiş gecekonduları kiralayarak kentte tutunmaya çalışmışlardır (Kıray 1998:92).”
Sonuç:
Kongar Türk toplumbilimcileri isimli eserde Mübeccel Kıray’ı ele alıp şu şekilde değerlendirir. . “Kıray’ın tampon kurum kavramı, toplumu devamlı bir denge durumunda gören işlevselci (fonksiyonalist) yaklaşım ile, Ogburn’un kültür boşluğu kuramının bireşimi sonunda ortaya çıkmış bir kavram niteliğindedir (Kongar 1982: 463).” Bununla birlikte Kongar, 2007 yılında Mübeccel Kıray’ın ölümünün ardından yazdığı yazıda Kıray’ın kuramsal bakışını şöyle anmaktadır.
Yaşama bakışı ve Toplumbilim yaklaşımı “Marxist-diyalektik” ilkelere göre biçimlenmişti.
Çağdaş Toplumbilimin gereği olan “alan araştırmalarında” tabii ki uygulamacı, pozitivist, deneyselci yöntemleri ve teknikleri kullanırdı.
Elde ettiği bulguları, diyalektik yaklaşımla yorumlar, makro sentezlere bu biçimde ulaşırdı (Kongar 2007).”5
Kaynaklar
ADAK, Nurşen. “Yaşlıların Gayrı Resmi Bakıcıları Kadınlar”, Aile ve Toplum Dergisi, Cilt 2, Sayı 6, Yıl 5, Ekim-Aralık 2003, Başbakanlik Aile ve Sosyal Araştırmalar Gn. M.,
ALTINER, Ahmet Turhan. “Mübeccel Kıray ve Mahalle Baskısı”, 16 Ekim 2007
BAŞAK, Suna. “Türk Sosyolojisinde Yapı Araştırmaları”, Bilig, Sayı 32, Kış / 2005: 33-63
ERKAN, Rüstem-BAĞLI, Mazhar. “Göç ve Yoksulluk Alanlarında Kentle Bütünleşme Eğilimi: Diyarbakır Örneği”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 22, Sayı 1, 2005: 105-124
İÇLİ, Gönül. “Türkiye’de Toplumbilim Araştırmalarının Gelişimi”, Felsefe Dünyası, Sayı 33,
KIRAY, Mübeccel B. “Toplumsal Değişme ve Kentleşme”, Kentsel Bütünleşme, Türkiye Gelişme Araştırmaları Vakfı Yayınları, Ankara 1982:57-66.
KIRAY, Mübeccel B. “Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası”, İletişim Yayınları, Ankara, 1982.
KIRAY, Mübeccel B. “Kentleşme Yazıları”, Bağlam Yayınları, Ankara, 1998
KONGAR, Emre. “Türk Toplum Bilimcileri”, Remzi Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1982
KONGAR, Emre. “Kentleşen Gecekondular ya da Gecekondulaşan Kentler Sorunu”, Kentsel Bütünleşme, Türkiye Gelişme Araştırmaları Vakfı Yayınları, No:4, 1982.
KONGAR, Emre. “Mübeccel Kıray ve Toplumbilim”, 12.11.2007
ÖZBUDUN, Sibel. “Sosyal Kültürel Değişme Ders Notları”, Ankara, 2008
1Emre Kongar, Türk Toplumbilimcileri, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1982, s. 15-24
2Doğan Ergun, ‘Türkiye’de Cumhuriyet Döneminde Sosyoloji ve Gelişmesi” Cumhuriyet Dönemi Türkiye
Ansiklopedisi, Cilt 8, İletişim Yay., İstanbul, 1985, s.2160-2163
3Mübeccel Kıray, “Toplum, Bilgi ve Türkiye” Türkiye’de Sosyal Bilim Araştırmalarının Gelişimi, Der: Sevil
Atauz, TSBD, Ankara, 1986, s.187-194
4 Bu bakımdan bazı yazarlarımızın arzu ettikleri gibi, toplumumuzun bazı yönlerini olduğu gibi korumak olanaksızdır. Toplumun bu özelliğinden dolayı değişmeyi rastgele bir yöne çevirmek de mümkün değildir. Bu konuda bak: B. Malinowski: «Culture», Encyclopedia cf Social Scienes ve R. Merton: Social Theory, Social Structure, Free Press. Giencoe, İÜ. 1949. (Kıray 1982: 16 Dipnotu aynen aktardım R. Kaya.)
5Vurgulamalar yazara aittir.
About these ads
Bu yazı Academic içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s